ceviri

Türkçe Olimpiyatları için yüzlerce öğrenci Türkiye’de. Türkçe şarkı söyleyen, şiir okuyan bu öğrencileri bir köşeden şükrederek izleyen gizli kahramanlar ise öğretmenleri. İşte onlardan birkaçının hikâyesi...

.
Bundan tam 17 yıl önce yola koyulmuşlardı. Türkçeyi öğretmek ve Türkiye’yi sevdirmekti amaçları. Kimi Urfa’nın bir köyünden, kimi İstanbul’un göbeğinden çıktı yola. Heybelerinde bilgi ve fedakârlık, gönüllerinde eğitim seferberliği vardı hepsinin. Gidecekleri ülkeler farklı olsa da amaçları aynıydı. Önce Kafkaslara ardından Balkanlar’a ulaştılar. Kısa süre sonra da Pasifik Okyanusu’na… Asya, Avrupa, Amerika derken Afrika’ya uzandılar. Binlerce kilometre öteye, dünyanın bir başka ucundaki gönüllere Türkçeyi taşıdılar. Moğolistanlı da Sri Lankalı da onların şahsında Türkçeyi de sevdi. Dünyanın diğer ucundaki çocuğa Türkçe ‘öğretmenim’ dedirtmenin keyfini yaşadılar. Öğrencileriyle kimi zaman coştular, kimi zaman ağladılar. Kimi zaman da vatanlarından ayrı kalmanın hasretiyle yandılar.

 
powered_by.png, 1 kB
Anasayfa
Tercüman ve Çevirmen

tercüman ve çevirmenTercümeye çeviri, mütercime de çeviren deyince bazı arabaları çeviren trafik polisi aklıma geliyor.
Tercümana da çevirici demişler ki bu da yol kesen eşkıyayı hatırlatıyor. Hele tercümana dilmaç demeleri yenilir, yutulur değil. "Dil yaresini andıracak yare bulunmaz." Çünkü yabancı kelimeler bizi Roma medeniyetine çekerken, uydurukça kelimeler dilimizi kısırlaştırıyor, sanat adına ne yapabiliriz? Devlet klasiklerinde Fusus–ul Hikem in de tercümesi bir şeye yaramaz, Faus un da...

 Hiçbir millet bizim kadar diline düşman olmamıştır, bu sebeple tek millet olduğumuz halde birbirimizle anlaşamıyoruz. İslâm medeniyeti ise dedelerimizin Türkçesi yle geçip, gitti. Tercüme dünyamız ağır yaralar almıştır: Yabancı lisan bilen bir şahıs Türk Edebiyatı nı ne kadar biliyor ki tercüme yapabilsin? Tercümede yazarın üslubu, sanatı kaybolur, bunların yerine mütercimin üslubu ve sanatı oturmazsa, edebiyatla ilgisi olmayan bir kitap, makale, vesaire ortaya çıkar. İhya–yı Ulum da Gazali nin belagatını bulamayacağınıza göre, mütercim bu babta ne yapabilmiştir? Şeyh Sadi Şirazi nin Gülüstan ve Bostan ını okuduğumda içim kan ağlar, bu kıssalar, bugünkü insana birşey vermiyor. İslâmî kültür arttıkça Arapça bilenlerin de sayısı artıyor fakat Arapça bilenler Türkçe yi ne kadar biliyor? Kur an ve hadis tercümelerinde de bu husus karşımıza çıkıyor. Batı dan tercümelerde de bu husus kangren şeklinde kendini gösteriyor: Descartes ı, Aristoteles u, Bacon u, Hegel i, Pascal ı ve Goethe yi ne kadar anlatabildiler. Tercümeler lafza, mânâya, bir de hem lafza, hem de mânâya sadakat gösterilerek yapılır. Mütercim, herşeyden evvel "Yazar burda ne demek istemiştir?" sorusuna cevap aramalıdır. Lafız kadar mânâya da dikkat etmelidir. Bundan sonra Türk Edebiyatı gündeme gelir. Tercümelerde bir başka rahatsızlık da: Bir kitabın, birkaç yayınevi tarafından tercüme edilip, rekabete girilmesi. Tercümelerde hiçbir zaman ideoloji gözden ırak tutulamaz. Yabancı ideolojilerin bütününü besleyen tercümelerdir. "Sanat, sanat içindir" teraneleri de fikirsizliği aşılamak için bulunmuş bir afyondur. Su sebeple öyle kitaplar, öyle güzel kağıda yazılmıştır ki, "Keşke bu kağıtlar yazısız olsaydı" demekten kendimizi alamıyoruz. Bir de tercüme kitaplar, ülkesinin herşeyini ülkemize aktarıyor. Hıristiyan dünyasında içki, kumar, fuhuş, uyuşturucu yaygındır, bir bakıma da normaldir. Bunların hepsi normal bir eda ile yazılır çizilir. Böylece başkalarının yatak odası, meyhanesi, çırılçıplak resimleri, heykelleri rahatlıkla sizin dünyanıza giriverir. Hiçbir ideolojik kitap, müstehcen neşriyat kadar Müslüman a zarar veremez! Her ülkenin kendine has ahlâkı veya ahlâksızlığı vardır. Türkiye gibi tarihî çizgisini değiştirmiş bir ülkede şu veya bu devleti, rejimi, ideolojiyi kendine örnek alabilir. Tercümelerin bu babta rolü büyüktür. Kültür sınır tanımaz. Dünyadan haberi olmayan yazar veya mütercim çok kere keseri eline vurur. Zıtların arenasında bulunduğumuza göre, galip gelmek kadar mağlup olmak da gündemde var. Bir de korsan kitapçılar veya kitap korsanları var ki, en berbat kitap ve rejim, bunların yanında haysiyetlidir. Bir zamanlar Bütün Dünya diye bir dergi çıkardı. İyi, kötü ne varsa içine doldurulurdu. Hepsi tercüme yazılardı. Herhalde bugün iyiyle, kötünün içimizde cirit atmaları bundandır. Kültür hayatımızda tercümelerin yeri büyüktür. Kültüre sınır konamaz. Eğer mahkûm olmak istemiyorsak, hakim bir edayla tercümelere sahip çıkmalıyız.
 
< Önceki   Sonraki >

Anketler

Tercüman bulmakta en çok zorlandığınız dil hangisi?
 

Kimler Sitede

© 2008 Tercüme: Çeviri İstanbul
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.
JoomSEF SEO by Artio.
Sponsors:
Battery king - Accu en Batterij
Plastic and Cosmetic Surgery in Michigan
Anwalt für Deutsche Firmen und Privatpersonen in den USA
Get ad-free version.
Tercüme ingilizce Sözlük Ankara Tercüme